Çarşamba, Mayıs 19, 2010

41 yaşında savaşa devam etmek...

Bugün Sherdog.com'da oldukça manidar bir yazı dikkatimi çekti. 29 Mayıs'ta, yaşayan efsane Kazushi Sakuraba, 41 yaşında, yeni bir maça çıkıyor (DREAM.14).

Yine bir başka 41 yaşındaki yıldız, Chuck Liddell, önümüzdeki günlerde UFC 115'de kariyerine kaldığı yerden devam edecek.





Böylesine sert bir hayata 41 yaşında hala devam etmenin felsefesi, sonuçları ve etikleri nedir sorusu ister istemez insanın aklını ve vicdanını meşgul ediyor. Organizatöründen, seyircisine kadar hepimizi ilgilendiriyor.

Gün gelecek, vefat etmiş olan emekli MMA'cilerin bazılarına otopsi yapılacak ve beyinleri incelenecek. Daha MMA'in ancak 20 yıllık bir geçmişi olduğu için, bugün bu mümkün değil. Ama eninde sonunda bunca darbe almanın sonuçlarının bir analizi orataya çıkacak. MMA'in en yakın akrabası olan boksta buna benzer gözlemler ortada. Bugün belgesellerde izlediğimiz birçok eski efsane boksörün dediklerini anlamak için altyazı koyulması gerekiyor. Yapılan otopsilerde çıkan kimi sonuçlar, ileri seviyede Parkinson hastalarından farksız. Aynı gözlemleri yakında emekli MMA'cilerde de yapacak olmamız hiç de uzak bir ihtimal gibi gözükmüyor.

Sukaraba'nın da, Liddell'in kariyerleri boyunca çok ağır darbelere maruz kalan dövüşçüler olduklarını biliyoruz. Özellikle Sakuraba'nın en kötü 5 gecesi geliyor akıllara... Sonra Liddell'in IVC 6'da kafasına yediği tekmelerle 2 kere yere düşmesine rağmen kazandığı o maç... Sherdog'daki yazıda TUF'un bu yeni sezonunda (TUF 11) Liddell'in bir kaç yerde konuşmasının bozulduğu ve ağzının kaydığına dikkat çekiliyor.

Problem şu ki; dövüşçülerin pes etmek bilmeyen yüreği, ve hayranlarının bitmek bilmeyen ilgisi bir araya gelince, durmak çok zor. Ne yalan söyleyeyim, Sakuraba'nın ve Liddell'in yeni bir maç yapacak olmaları beni de çok ama çok heycanlandırıyor. Özellikle Sakuraba! Ancak bu işe bir yerde dur demek lazım geldiği kesin. Mesela Bas Rutten'i şampiyon olur olmaz emekliye ayrıldığı için eleştirenler çok... ama bana sorarsanız çok da utanılacak bir yanı yok yaptığının.

Yine UFC'de sonuça dayalı bir sistemle işlediği için bu iş UFC'de daha kolay. Ama küçük organizasyonlarda, ve özellikle şova yönelik yapısı ve kontrol sistemi olmayan Japonya'da durum sanki biraz vahim. (Ki bu yönüyle UFC'yi hep eleştirmiş, ve Japon MMA'ini alkışlamış biri olarak bunları dile getiriyorum)

Sherdog'daki yazının sonucu bir yere bağlanmıyor. Sonuçta bir polis de yaşlandıkça işinde hayati tehlikesi artıyor. Veya bir itfaiyeci, veya bir maden işçisi... Onların durumu onurlu da, bir boksörünkü onursuz mu? Benim de mutlak bir söylemim yok. Sonuçta zaten ben en başından beri bu MMA'cilere, gladyatörler ve sıradışı insanlar olarak bakıyorum. (Kendim de 2 amatör Muay Thai maçına çıkmış ve antremanlara devam ediyor olmama rağmen) Bu sporculara sporcular olarak bakmaya hala tam alışamadım. Alışmak da istemiyorum galba. Boksu ve güreşi de severim, ama onlarla MMA'yle olduğu gibi bir bağ yok aramda. Biraz da o yüzden bu sitenin adı ''Kansporu''. Van Damme'ın kült filmi ''Kansporu''ndaki aşırılık ile MMA dünyasının ortak yanı çok...

4 yorum:

El Ramiro dedi ki...

Saku'da bu yürek bu heyecan varken daha Gracie avlamaya devam eder:) Gerçekten harika bir dövüşçüdür,Japonların son dönemde bu tür üst düzey dövüşçüler çıkaramaması gerçekten üzüntü verici.Umarım Sakuraba yı bir süre daha zevkle izlemeye devam edebiliriz.Bakalım Gracie familyasının son kurbanı Ralek Graice mi olacak Drema'de göreceğiz.

UFC denince akla ilk gelen isim olan Liddell Franklin karşısında kaybeder gibime geliyor.

Sonuçlar ne olursa olsun eski toprakları izlemek her zaman büyük bir zevk olacak...

Selman ÇETİNKAYA dedi ki...

çok güzel bi yazı olmuş..zevkle okudum ..güzel noktalara değinmişsin..dediğin gibi bir mma cının otopsisi yapıldığında neler çıkacak bakalım ortaya..çünkü bokstan daha sert bi spor..sadece yumruk yemiyosun kafana kol dirseği, bacak dirseği (kusura bakmayın yabancı dildeki terimleri gelmedi aklıma)ve ayak darbeleri de geliyor.. oyüzden belki daha feci sonuçlar da çıkabilir..

ama dediğin gibi Can bi lddel in veya sakuraba nın maçı var denildiğinde nekadar eskisi gisi zevk vermeselerde maçta insanın içinde heyecan kıpırtıları oluşmaya başlıyor..o yüzden hep bıraksın hem bırakmasın istiyosun..umarım bence devam edebildikleri kadar devam ederler..

dediğin gibi ben de çok düşündüm boks-kickboks-mma dalları bir spor mu diye..benim de aklım almıyo nasıl bir spor olabilir spor faydalı birşeydir ama bunlar insanın vücuduna ve sağlığına zarar veriyo..yeri geliyo ölenler bile olabiliyo..böyle olmasına rağmen bazen düşünüyorum da bu spor dallarının dünya da tamamen yasaklandığını ürperiyorum..umarım öyle birşey olmaz ve kimsenin de sağlığına zarar gelmez...

ahmet dedi ki...

Şu bir gerçekki hiç bir mma dövüşçüsü kariyeri boyunca,ortalama bir boksörün aldığı kadar darbe almıyor kafasına.
Hani ahkam kesecek konumda değilim ama bu bağlamda çokda ciddi hasar tespitleri yapılacağını sanmıyorum.
Mma daha çok eklem,kas vb sakatlıkların ve bunların devamında oluşabilecek kalıcı hasarların olabileceği bir spor bence.
Tabi bu sözlerim mma'in dünyanın en sert sporlarından birisi olduğu gerçeğini inkar etmiyor.Muhakkakki senden ,benden daha fazla deformasyona uğrayacktır bu adamların beyinleri.Demek istediğim,oda bence! ileride yapılan araştırmalarda çokta ciddi beyin hasarlarının olmayacağı yönünde.

Bu arada banada mma sporcuları hep modern gladyatörler gibi gelmişlerdir..
Ve buna ek olarak bu adamların yeryüzünde yaşayan en büyük atletler olduklarını düşünmüşümdür hep.

Bu kadar sevilmesinide insanoğlunun neredeyse yaradılışından bu yana sahip olduğu,hani id'imizde bulunan o hayvani içgüdüye direk olarak temas etmesine bağlıyorum.
Öldürme,savaşma,avlanma gibi sonderece doğal ve güçlü dürtülerden bahsediyorum.Bu sporun özüde tam olarak aynı kaynakdan besleniyor.
Tek farkı günümüz modern dünyasında bir spor olarak benimsenmesi ve bu doğrultuda belli kurallar uygulanarak olabildiğince insani bir biçime sokulması.
Neticede ortada dövüşleri izleyen ve bittiğinde parmağını yere indirip rakibini öldürmesini emir eden bir imparator yok artık.
Big John McCarthy var onların yerine :)

Let's get it on,come'n.. :)

Gabe dedi ki...

MMA'de bir boksör kadar kafaya darbe almama durumuna katılıyorum ben de. fakat boks MMA sporuna göre her zaman için aşırı kontrollüdür. Rakip düzgün bir darbe alıp yere düştüğünde üstüne atılmıyor boksörler. Bu nedenle kafaya alınan darbenin niceliğinden çok niteliğine de bir bakmak lazım. yere düşmüş bir rakibin suratına kafasını kaçırabileceği bir boşluk olmaksızın ve yerin de basınç yapacağı şekilde darbeler vurmak bence daha tehlikeli yapıyor vuruş açısından MMA'i.

kaldı ki boğma teknik ve kilitleri genelde kan dolaşımını kısa-orta süreli kesmeyi amaçladığı için daha kalıcı şeylere de yol açabilir.

gerçi MMA'in en bilinen ve saygın müessesi UFC'de bu işe gereken özeni verdiklerini düşünüyorum. Zira başta hakemler olmak üzere tüm ekip, kafes doktorları gelene kadar doğru şekilde müdahale ediyorlar bayılan dövüşçülere.

MMA bugünün gladyatörleri olmasının yanında Roma devri gladyatörlerinin o zamanın MMA'cilerinin ucuz bir takliti olması durumu bence daha doğru. Zira gladyatörlerden önce tam temaslı, vuruş-tutuş ve savurma tekniklerine izin veren, silahsız ve eşit şartlarda başlanılan, tamamen meydan okuma, disiplin ve tekniklere dayanan bir başka savaş sanatı var: Panktratos.

Antik Yunan'ın gladyatör dövüşlerinden birkaç asır öncesinde Olimpiyatlarında esaslı bir spor olarak da kabul ettiği Panktratos günümüz MMA'inin atası sayılır. Eğlenceyi sırf bir vahşet oyunu olarak görmemesi ve ayrıca ilgi ve onur bahşetmesi nedeniyle de bence MMA'e benziyor.

Zuffa her ne kadar açılışta gladyatörleri kullanıyorsa da gladyatörler sırf eğlendirmek için birbirini kesen adamlardı ve gladyatör dövüşleri başlangıcından hemen sonra yozlaşmıştı bile. köleler, gönüllü fakirler ve çok çok az seviyede mahkumlardan oluşuyordu. Kaldı ki dövüş ve savaş eğitimlerinin büyük bir kısmının Pankratos eğitim evlerinden geçtiği de öne sürülüyor. Son dönemde Spartacus dizisinin etkisi ile eğitimleri, aşkları ve şanları tekrar gündeme gelse de Gladyatörler bence MMA'i karşılamıyorlar.

Big John'un ifade ettiği şey de mesela Gladyatör dövüşlerinde yok. Ortada kuralların işlemesini sağlayacak bir saha adamı yok. İmparator, senatör, vali vs. ise seyircilerden birisi ve genelde de seyircilerin sesi oluyor. Bu oyunlar özellikle Gladyatör furyasının yükseliş ve bitiş dönemlerinde halkı eğlendirmek için yapıldığından düzenleyici saygının, soylunun kendi kafasına göre ölüm ya da merhamet kararı vermesi de söz konusu değil. Zira dövüş esnasında yiğitçe savaşan ama yeterince yetenekli olmayan bir gladyatör halkın isteğine göre (o anki ruh hali zaten belli oluyor) ölüme gönderilebiliyor.

Fakat Big John McCarthy'nin ifade ettiği saygı duyulan adam, eski dövüşçü, usta ya da ustaların seçtiği bilir kişi kısaca hakem figürü Pankratos'ta gayet mevcut. Elinde ince bir dalla dövüşlere nezaret ediyor. Dövüşçülerin kurallara uygun davranmasını (çok az kural var zaten: Kato Pankratos'ta mesela genelde boks yapılıyor ve yere düşen rakibe saldırmak yasak. Asıl Pankratos müsabakalarında ise göz oymak, ısırmak yasak.) sağlıyor.

Yorum Gönderme