Salı, Ocak 25, 2011

Antik Yunan dövüş sanatı: Pankreas

Dün GymBox'ta Muay Thai dersinde tanıştığım bir Yunan'dan Antik Yunan dövüş sanatı Pankreas neymiş onu öğrendim. Dediğine göre milattan önce yıllarda eski Yunan'da yapılan bu kuralsız dövüş, farklı dövüş sanatlarını birleştiren ilk sistem olarak geçiyor, ve daha sonra Büyük İskender'in fetihleriyle doğuya yayılarak uzak doğu dövüş sanatlarının doğmasına sebep oluyor. Tabi bu ikinci kısmı ne kadar doğru bilemiyorum. İnternette baktığım kadarıyla böyle bir teori var, ama somut bir bilgi tabi yok. Daha çok dövüş sporlarının dünyanın her yerinde aynı anda filizlendiği ve bunun insan doğasının bir parçası olduğu kanısı hakim.


Modern MMA'in atası sayılabilecek ve İngilizce'de 'Pankration' olarak geçen bu antik dövüş sanatını, bugünkü dövüş tiyatrosu Pankreasla karıştırmayın. Bugün bizim Amerikan Güreşi olarak da bildiğimiz dövüş tiyatrosu Pankreas kelimesinin kökü de zaten bu antik dövüş sanatından geliyor.

Pankreas'ın doğuşu için kimi kaynaklar milattan önce 7. yüzyıl derken, kimi kaynaklar ise milattan önce 2 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Bilinen ilk kesin kaynak M.Ö.643 yılında 33. Antik Yunan Olimpiyatları'nda karşımıza çıkıyor. Günümüze ulaşan tasvirler, modern bir MMA müsabakasını hatırlatıyor. (aslında daha çok Vale Tudo diyebilirz) Boks, güreş, tekmeler, yere almalar (takedown), eklem kilitleri ve boğma tekniklerinden bahsediliyor. Isırmak, göze ve deliklere parmak sokmak ve tırmalamak yasak. Enteresan bir detay; yüksek tekmelerin (kafaya) kullanılmadığı, ancak yerdeki rakibin kafasına tekme atıldığı geçiyor. Daha çok vücuda, bacaklara ve kasıklara tekme atılıyor. Diz veya dirsek darbesinden ise hiç bahis yok.

Kelimenin esas kökü Pankrates'ten geliyor. 'Bütün güçler' ve 'bütününü kapsayan' manasına geliyor. Pankreas dövüşçülerinin antremanları 'korykeion' denen özel çalışma odalarında yapılıyor. Bu odalarda tavandan asılmış, göğüs hizasında, içi yemek veya incir tohumu dolu torbalardan bahsediliyor. Ayrıca tekme atmak için kum torbalarının da kullanıldığı, ama bazı dövüşçülerin ağaçlara tekme atarak çalıştığı söyleniyor. Öyle ki, tekme atarak kalkan kırabilen pankreasçılar olduğu kayıtlarda geçiyor! Koşma, esneme ve mide hareketleri yanında 'skiamachia' adlı bir nevi gölge boksu da yapılıyor.

Pankreas'ın Antik Yunan Olimpiyatları'ndaki en popüler spor olduğu ve genelde güreş ve bokstan sonra, en sona saklandığı biliniyor. Bu Antik Pankreas turnuvaları, gümüş bir vazo içinden çekilen kura yoluyla belirleniyor. İlk olarak eski Yunan usulü çıplak (çırılçıplak) ve yağlanarak dövüşen pankreasçılar, daha sonraki yıllarda ellerine ve kollarına deri sarmaya başlıyorlar. Roma İmparatorluğu'nda ise peştamal giyildiğinden, ve yarı giyinik olunduğundan bahsediliyor. Her ne kadar yasak olsa da ısırma ve göz çıkarma gibi taktiklerin oldukça fazla olduğu ve hakemlerin faul yapan dövüşçüleri ellerindeki sopalarla vurarak cezalandırdığı biliniyor.
(M.Ö. 490 yılına ait kil bir çömlek üzerindeki resimde rakibinin gözünü oymaya çalışan bir pankreas dövüşçüsü ve onu cezalandırmak üzere olan bir hakem görülüyor. - Vulci, British Museum)

Arrhichion, Dioxippus ve Polydamas gibi bazı antik pankreas dövüşçülerinin çok ünlendiği ve efsaneleştiği biliniyor. Öyle ki Dioxippus'un Büyük İskender'in en yakın çevresine kadar kabul edildiğinden bahsediliyor... Bu dövüşçülerin hikayelerini ve hatta bazı maçların detaylı anlatımlarını internette İngilizce olarak bulmak mümkün.

Kaynak:
http://www.fightingarts.com/reading/article.php?id=164
http://en.wikipedia.org/wiki/Pankration

1 yorum:

Ferhat dedi ki...

çok güzel paylaşım Can..

Yorum Gönder