Pazartesi, Ocak 10, 2011

Chronic traumatic encephalopathy (CTE)

CTE yani Chronic traumatic encephalopathy, Türkçe'de Kronik travmatik ensefalopati olarak geçiyor. Kafaya alınan darbe ile beyin sarsıntısı sonucunda meydana gelen beyin dokusunda yıpranma ve aşırı tau proteinin toplanması ile meydana gelen bir hastalık... Beyin sarsıntısından hemen birkaç hafta sonra veya on yıllar sonra meydana çıkabiliyor. İleri yaşta hafıza kaybı, gereksiz agresyon ve depresyon belirtileri gösteriyor. Özellikle Amerikan futbolcuları ve boksörlerin hastalığı olarak biliniyor...

Çok yakında CTE için boksörlerin, amerikan futbolcularının ve MMA'cilerin hastalığı tabiri kullanılırsa herhalde kimse şaşırmayacaktır. Çünkü daha 20 yaşında bile olmayan MMA sporundaki darbeye maruz kalma faktörü boks ve amerikan güreşiyle aynı potada sayılabilir.

Sherdog'da 2010 senesinde MMA dünyasındaki en önemli olaylar listesinde, 28 yaşında bir trafik kazasında ölen Chris Henry'nin otopsisinden sonra beyninde CTE çıkması, ve bununla birlikte NFL'de (Amerikan futbolu ligi) yeni önlemler alınması haberi yer alıyor. Sherdog'daki haber, eğer NFL atletletleri için yeni sağlık standartları getirilirse, UFC atleri için de aynı önlemler alınması uzun sürmeyecektir diyor. Biz burda yerdeki rakibin kafasına diz yasağı kalksın diye savunurken, düşündürücü bir haber...

Hal böyleyken hayatımın hiç de küçük sayılamayacak bir bölümünü bu sporla ilgilenmeye adamış biri olarak, her konuda olduğu gibi bu konudaki karanlık kısımları da dile getirmek istiyorum. Daha önce de burada bu konudan bahsetmişliğimiz var.
(bknz: http://kansporu.blogspot.com/2010/05/41-yasnda-savasa-devam.html)
MMA'in gerçekten bir spor olduğunu, asla barbarlık olmadığı bilincini savunuyoruz tabi. Ama bu olayın doğasında bir gladyatör faktörü olduğunu da kimse inkar edemez. Tabi bu gladyatörlük durumu boksta ve amerikan futbolunda olduğundan daha fazla değil. Ülkemizdeki bu spora karşı olan cehalet ve Almanya'daki art niyet durumlarının ötesinde bir tartışma konusu bu...

1 yorum:

kadir keskin dedi ki...

öncelikle herkes kabul etmeli bu şekilde sürekli başta kafa olmak üzere sert darbelere maruz kalınan sporlarda ölüm tehlikesi diğer sporlara nazaran daha yüksektir.şimdi asıl mesele bunun bilincinde olduğu halde sporcunun devam edip etmeme kararını vermesi.ben de bir süre kikboks yaptım ama birisine karşı hiç dövüşmedim daha sadece mankenler ve kum torbası üzerinde çalıştım.çünkü kafaya alınan her darbede beyin hücrelerinin öldüğünü ve gelişme çağından sonra beyin hücrelerinin yenisinin gelmediğini biliyordum.bu hem benim için hem de karşımdaki rakip için de geçerli.bu alınan darbeler bizi bir yere götürmez ama bu demek değildir ki bu sporu bırakalım.aklıma sinan şamil sam geldi.maçlarını izlemek için gece geç saatlere kadar beklerdim.her maçında kafaya çok darbe yerdi.sonuç olarak bu darbeler onun sonunu hazırladı.acaba bu kadar yetenekli,güçlü ve iyi bir adam bu sporda bu kadar yıpranmasaydı ne olurdu? ayrıca siz bir de yerde kafaya diz atmaktan bahsediyorsunuz.amaç birini öldürmek değil.AMAÇ SPOR YAPMAK

Yorum Gönder